Orta Dünya Notları – Bölüm 5

0

1) Fëanor ve Elf Tarihi’nin Başlangıcı

Fëanor, İki Ağacın; Telperion’un ve Laurelin’in ışıklarını, daha önceden benzeri olmayan ve sonrasında da tekrarı mümkün olmayacak bir şekilde “silmaril” ismi verilen mücevherlerde hapsetmeyi başarır. Fëanor’un başarısı, Tolkien tarafından bize bu kelimelerle sunulur: Işığı zaptetmek ve hapsetmek. Artık bu noktadan sonra Silmariller’in; ışığı konuk eden/hapseden bu mücevherlerin sahibi kimse ışığa da sahip olabilecektir. Fëanor, sahip olunamaz/iktisap edilemez bir şeyi; İki Ağacın ışığını, sahiplik/iktisap konusu haline getirmiş olur. O günden sonra bu duygu; Silmariller’e sahip olma duygusu/tutkusu, Fëanor’un hayatını yöneten yegâne güce dönüşür. Valar, Silmariller’i çok kısa süreliğine de olsa istediğinde, Fëanor “hayır” diyecektir. Silmariller’in sahipliğinden bir anlığına bile vazgeçmeyi düşünmez ve bu tutku, zaman içinde pek çok savaşın, intikam yeminlerinin ve sürgünlerin gerekçesini oluşturacaktır.

Silmariller’e/ışığa sahip olma adına verilen mücadeleler ile tarihin ilk savaş silsileleri başlar. İlk devletler, ilk iktidar çatışmaları ve alanları ortaya çıkar. “Sahip olma”, “malikiyet”, mülkiyet kavramı ile bağlantılı olarak tarihin doğumuna şahit oluruz. Eski dilde “mülk” de denen devletin doğumuna şahit oluruz. Bunun öncesinde bir Elf Tarihi yoktur, çünkü Silmariller’den önce tarih, tecrübe alanından ve konularından yoksundur. Bir yönüyle elflerin sahiplik/mülkiyet duygusu ve buna bağlı benliği harekete geçmediği için Silmariller’in yapımından önce yaptıkları bir yanlış ve bundan çıkartabilecekleri bir ders veya yapılan bir doğru ve bunun sonucu sağlanmış bir iyileşme de yoktur.

Silmariller’in yapımı, Elf Tarihi’nde bir başlangıç değil de milat olarak alınırsa, Silmaril-öncesi dönem elflerin çocukluğu ve Silmaril-sonrası ilk yıllar ise elflerin ergenlik çağı olarak görülebilir. Olgunluk Çağı’nı ise Yüzüklerin Efendisi’nde-Galadriel örneğinde- Orta Dünya’nın ikinci ve üçüncü çağlarında aramak gerekir.

2) Melkor’un Zincirlenmesi

Melkor’un üç çağ boyunca süren hapsine verilen isimlerden biri “Melkor’un Zincirlenmesi”dir. Yaptıklarına bir ceza olarak Valar Divanı tarafından karara bağlanmış bir konudur. Hapsin şekli ise zincirlenme olarak gerçekleşir. Angainor ismi verilen bir zincir kullanılır ki Aulëtarafından özel olarak yapılmıştır. Melkor gibi spiritüel/metafizik bir varlığı metal ile kontrol etmek fikri dikkate değer. Tarih boyunca metallerin farklı metafizik amaçlarla kullanımları ve antikiteye gidildikçe metal ve simya arasındaki ilişkilerin arttığı görülür. Tolkien, dolaylı yoldan bu noktaya da işaret eder.

Melkor, özgür kaldıktan bir süre sonra tekrar eski haline döner ve Valar Divanı tekrar hapsedilmesine karar verir. Hapsedilme usulü yine zincirlenmektir, ancak bu sefer bir farklılık olarak Melkor’un kullandığı Demir Taç başından çıkarılıp -tasma gibi- boynuna geçirilir. Burada demire özel bir işaret olduğu veya “demirin metafiziği” gibi simyasal bir konunun eşiğinde olduğumuzu düşünebiliriz.

Diğer yandan tacın çıkarılıp boyunduruğa çevrilmesinin bir benzeri, bir başlığın/sarığın çıkarılıp boyna dolanmasıdır ki Ortadoğu coğrafyasında, birinin azledilmesi, şerefini kaybetmesi, özgürlüğünü kaybetmesi vb. anlamlara gelen tarihi sembolik bir uygulamadır. (İlk Çağ ve Orta Çağ boyunca örnekleri bulunabilecek bir uygulamadır.)

3) Tek Yüzük’ün Zircirlenmesi

Yüzüklerin Efendisi’nde çok özel bir vurgu olmasa dahi Tek Yüzük’ün, yolun büyük kısmında, Frodo tarafından zincire bağlı olarak taşınması da dikkate değer bir konudur. Zincirli olduğu durumda bir risk oluşturmazken zincirin kopması halinde veya bir şekilde zincirin tahakkümünden kurtulduğu zamanlarda Tek Yüzük büyük tehlike oluşturmuş ve en sonunda Frodo’nun onu zincirinden tamamen kurtarmasıyla neredeyse taşıyıcısının hayatına mal olmuştur. Tek Yüzük’ün hüküm altında olduğu hali zincirli hali ile, hükmettiği hali ise zincirlerinden boşanmış hali ile sembolize etmek mümkündür.

Şeytanların azgın olanlarının/önde gelenlerinin Ramazan boyunca zincirlenmesi de İslam inancında vardır ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) bir hadisi ile teyitlidir.

4) Çocukluk Hakikati

Hz. İsa (as)’a göre, “Gökler”in melekutuna ermek veya kudretin doğrudan hakim olduğu semavi/göksel hüküm dairesine girmek veya basit bir anlatım ile; ruhsallaşmak/ruhanileşmek için çocuklar gibi olmak gerekir. Göksel yolculuk, Tanrı’ya doğru yapılan ve aradan perdeler kalktıkça görür gibi olmaktan kaynaklanan ürpermeler ile devam eden her manevi serüvenin ortak adı olabilir, ancak sonuç aldıracak olan nirengi noktası kalpteki çocuğun tekrar keşfi veya kişinin asıl mahiyetinin o “çocuk” olduğunu anlamasıdır.

Tolkien, Milton Waldman’a gönderdiği meşhur mektubunda, eserinin lingüistik ve dini açıdan yorumlanabileceğini ve temelinde böyle bir eser olduğunu söyler. Hobbitler her zaman çocuk kalmaları ve en nihayetinde bu halleri ile değişmeden tüm milletlerin kaderini değiştirmeleri ile Tolkien’in “dini” anlatımının bir sembolü, Hz. İsa (as)’ın bahsettiği, yaştan bağımsız olan “çocukluk” hakikatinin veya makamının temsilcileri olabilirler.


‘Melkor’un Zincirlenmesi’ İllüstrasyonu © Aaron Diaz

Paylaşın.

Yazar Hakkında

Leave A Reply