Eä öncesi ve Sonrası – Bölüm 1

4

Efsane-i Tolkien (Tolkien’s Legendarium) olarak isimlendirdiğimiz eserler bütünlüğünün geçtiği fiziksel kainatın ismi olan Eä, kelime anlamı olarak “var olan dünya” tabiri ile karşılanabilir. Daha önceki yazılarda değindiğim gibi, Yaratılış hikayesi olan Ainulindalë’de, Eru Ilúvatar, Ainur’un huzurunda yaptığı Ulu Müzik’in ardından, bu müziği cisimleştirmek için “Eä” yani “var olsun” sözünü kullanmıştır. Bu sözün özelliği, müzik ve görüntü safhalarının ardından sadece tecessüm eden mekanı değil, aynı zamanda mekanın tabi olduğu zamanı da yaratmış olmasıdır. Bu yazıda konuyu daha teknik ve bilgi içeren bir noktaya çekmeye çalışacağım, ancak tüm Efsane-i Tolkien’in, aslında Eru Ilúvatar’ın tek bir sözü olduğunu düşünmek gerçekten hayret uyandıran, tefekkürü gerektiren ve açılmayı bekleyen bir nokta olarak duruyor. 

Bu noktayı şimdilik odak dışında bırakarak, Efsane-i Tolkien içinde yer alan kozmolojik mekanları ya da bizim mekan olarak aklımıza yakınlaştırdığımız kavramları incelemeye çalışacağım. Bu ayrımı yapmamın sebebi, Efsane-i Tolkien’in yaşandığı fiziksel mekanlar ile Eru Ilúvatar ile ilişkili olan ve bizim mekan olarak tanımlasak da bu konuda emin olmadığımız kavramları birbirinden ayırmaktır. Bu konuda benim ayrımım şimdilik Eä sözüne bağlı oluşan mekan ve Eä sözünden bağımsız mekan benzeri kavramlar olacaktır. Bu yazıda Eä sözünden bağımsız mekan benzeri kavramlara değineceğim.

Efsane-i Tolkien kozmolojisinin kurulmaya başladığı ilk metin olan Ainulindalë, bildiğimiz kadarıyla Eru Ilúvatar’ın Zamansız Salonlar’ında geçmektedir. Fakat bu Zamansız Salonlar’ın bizim anladığımız manada bir mekan olmadığı aşikardır. Zamansız Salonlar’ın bir sınırı yoktur, ancak metinlerde Abyss’den Firmament’e kadar uzandıkları yazılmaktadır. Bu iki kavram da oldukça ilginç manalara gelmektedir. 

Abyss, kelime anlamı olarak “dipsiz, ölçüsüz, girdap, çukur, cehennem” gibi olumsuzluk taşıyan anlamlara gelmektedir. Firmament ise kelime anlamı olarak “sema, gök, gökkubbe” gibi anlamlar taşımaktadır. İngilizce’de hem cennet hem de gök anlamına gelen “heaven” kelimesi ile benzer bir kullanıma sahiptir ve olumluluk taşıyan bir kullanımı vardır. Bu iki kelime de dini metinlerde cehennem ve cennet atıflarıyla da kullanılmaktadır. 

Tolkien’in yorumunda, Abyss kelimesi, Zamansız Salonlar’ın dipsiz derinliklerini tanımlarken, Firmament kelimesi ise  Zamansız Salonlar’ın sonsuz yüksekliklerini tanımlamaktadır. Ancak bu iki kavramın tanımlarında, bizim yapacağımız atıflar haricinde olumlu ya da olumsuz bir atıf pek görülmemektedir. Ne Abyss cehennemi nitelemekte ne de Firmament cenneti nitelemektedir. İlginç olarak Efsane-i Tolkien’de, İnsanlar için ölüm sonrası ve Elfler için de Arda sonrası bir varoluştan söz edilse de, cennet ve cehennem kavramlarına yakın bir anlatım bulunmamaktadır. Bu nedenle Firmament ve Abyss kavramlarını düşündüğümde aklıma “âlâ-yı illiyyîn” ve “esfel-i sâfilîn” kavramları gelse de, böyle net bir ilişki kurmaktan özellikle kaçınıyorum.

Ainulindalë’de Zamansız Salonlar dışında geçen bir diğer mekan kavramı da “The Void,” yani Boşluk’tur. Bu kavram, Eä sözünden sonra da karşımıza çıkacak bir kavram olacaktır, fakat mahiyet açısından iki Boşluk arasında tanım farkı mevcuttur. Ainulindalë’de The Void kavramın bir mekandan ziyade bir yokluk hali ile tanımlanmaktadır. Bu yokluk Yokolmayan Alev’in (Flame Imperishable) yokluğudur. Melkor, önce Yokolmayan Alev’i kendisi için istemiş ve bunu The Void’de aramıştır, fakat Yokolmayan Alev her zaman Eru Ilúvatar ile beraberdir. Boşluk ve mahiyeti olan var olmama halinin, aşkın, kadir-i mutlak ve her zaman her yerde olan Eru Ilúvatar’ın hükmü dışında değildir. 


Not: Boşluk kavramını anlamak için Yokolmayan Alev kavramını anlamak gerektiğini düşünüyorum, bu nedenle şimdilik Boşluk kavramı hakkında daha fazla yorum yapmayı ertelemeyi daha uygun görüyorum. Gelecek yazıda Boşluk kavramının Eä sözünden sonraki haline değineceğim.

Paylaşın.

Yazar Hakkında

4 yorum

  1. İlhan Akıncı keramet gösteriyor sanki… Aklım geçen gün “void” üzerine düşünmekle meşguldu. Hatta Sutu Boğda’ya da baktım. Bugün ise bu yazı ile karşılaştım. Geçende de benzerini yaşadım İlhan Bey’in bir başka yazısında… Sanki bir yerden beni dinliyor gibi 🙂

    1) “Boşluk kavramını anlamak için Yokolmayan Alev kavramını anlamak gerektiğini düşünüyorum” enteresan bir incelik yakalanmış üzerinde düşünmediğimiz.

    2) “Bu nedenle Firmament ve Abyss kavramlarını düşündüğümde aklıma “âlâ-yı illiyyîn” ve “esfel-i sâfilîn” kavramları gelse de, böyle net bir ilişki kurmaktan özellikle kaçınıyorum.” Aynı kanaatteyim. Esfel-i sâfilîn’de olumsuz bir mana var. Abyss ile Tolkien’in kastında bu bulunmuyor. Aynı şey Firmament ve âlâ-yı illiyyîn için de geçerli. belki “arştan ferşe” ya da “seradan süreyyaya” tabirleri daha uygun düşebilir.

    3) İki ayrı “Void”un olması (doğru anlamışsam eğer) dikkat çekici… Bu konu ile alakalı Tarık Kaya’nın bir makalesinde bir değinim vardı sanki. Buradaki son bir kaç paragraf… Burada “kün” emrine de değiniliyor. Aynı “Eä” gibi…

    Yazının devamını ve farklı tespitleri bekleyeceğiz.

  2. Buradaki son birkaç paragraf derken ki kastım Tarık Kaya’nın makalesindeki son bir kaç paragrafa dikkat çekmekti. yanlış anlaşılmasın…

  3. Çok etkileyici bir yazı olmuş Allah razı olsun. Flame Imperishable ve Sutu Boğda İlişkisine Dair yazısına da geri dönüş yapmak çok faydalı oldu. Orada da anladığım kadarıyla sutuboğda bir nevi zamanla var olan bir şey.Ya da hemen öncesi.
    Zaman dediğimiz şey ise bir nevi Yaradanın sevgisi ile var olmuş en değerli bir anlık araç. İşte bu araç, verilenleri ve vereni yok sayabileceğimiz kadar bile hür irade ile verilen her şeyi seyir etme aracı değil midir? Her zaman her şeyin altında Yaradanın yok olmayan sevgisi çıktığı için sutuboğda da bize bunu ispatlayacak gibi.
    Bence kötü veya ters gözüken olayların çok başına götürüp “aslında buydu” dedirtip bizlere de “ne müthişmiş aslında” zikirleri ettircek. Ah herşeyin altından zikir ve sevgi çıkması yok mu?
    Tabi biz zamanda ne kadar ileri gidebilirsek yani sabredebilirsek o derece geri mi gideriz acaba 🙂
    Allah yazarlara ve okurlara bol bol ilham yağdırsın ve sutuboğdayı bize yaklaştırsın inş. Merakla bekleyeceğiz.
    Bu yokluk konusu da tam merak ettiğimiz konu inşallah devamını getirirsiniz. Daha da açarsınız aşkı ve yokluğu çok seviniriz.

Leave A Reply