Tom Shippey’den Okurlarımıza Bir Mektup

0

Zamanın eskitemediği, her okuyuşumuzda bize heyecan veren bir eser bulmak, hızın ve değişimin etkilerinin baskın olduğu çağımızda maalesef çok mümkün değil. Geçmişten günümüze gelen ve bizde sürekli aynı heyecanı uyandıran eserler bulunduğunda ise, o eserlere gereken değeri ve ilgiyi verememek ise çağımız insanının ayrı bir eksikliği, ya da çağın hepimize bulaştırdığı bir hastalık. J.R.R. Tolkien bu konuda devasa bir istisna olarak, dünyanın bilinen tarihinde, insan hayatının en hızlı ve en kapsamlı bir biçimde değiştiği yüzyıl içerisinde ortaya koyduğu eseriyle, beklenmedik bir biçimde her yeni nesilde kendi kitlesini devşirmeye devam ediyor. Dünyanın neredeyse her ülkesinde bulunan Tolkien topluluklarının etkinliklerinden, Tolkien hakkında yapılan akademik çalışmalardan, ve yazılan onca kitaptan sonra bile, eseri hakkında söylenecek en az bir o kadar daha söz var. Bir diğer deyişle, Tolkien’in çok seveceği ağaç benzetmesiyle, ortaya koyduğu evren öylesine canlı ve taze bir ağaç gibi ki, hala meyve vermeye devam ediyor. Bu süreklilik ise derin ve tükenmez kaynaklara ulaşan köklere işaret ediyor. Öylesine derin ve sağlam kaynaklara bağlı kökler ki, Tolkien hayatını vakfetmesine ve ardından oğlu Christopher Tolkien’in babasının yazdıklarını derlemeye devam etmesine rağmen, “Büyük Silmarillion” halen tamamlanmamış bir eser olarak geniş kitleleri etkilemeye devam ediyor.

Sutu Boğda okuyucularına mektup gönderen Tom Alan Shippey

Tom Alan Shippey

Tabi ki oğul Tolkien bu konuda çalışan tek kişi değil, bir çok araştırmacı ve akademisyen farklı bakış açıları ve farklı konsantrasyonlarla bu eseri hem sürdürüyor, hem de bu eserden besleniyorlar. Bu araştırmacıların en önde gelenlerinden biri olan Tom Shippey, hem Tolkien’in hayatı, hem de eserleri hakkında derinlikli bir çok eser yazmış bir akademisyen. Orta çağ edebiyatı konusunda uzman olan Tom Shippey, “Orta Dünya’ya Giden Yol” ve “Yüzyılın Yazarı” eserleriyle Tolkien’in ilham kaynaklarını ve edebi hünerini çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor. Shippey’e göre Tolkien, bir boşluğu doldurmaya çalıştı. Bu boşluk ise, İngiltere’nin olmayan peri masallarıydı. Bir dil bilimci olan Tolkien, özellikle İskandinav coğrafyasının orta çağ hikayelerini ve peri masallarını çok iyi biliyordu. Beowulf ya da Sigurd ve Gudrun efsanesi gibi konularda yazdığı eserler bu edebiyata hakimiyetini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak İngiltere’nin, Tolkien’in var olduğuna inandığı bu edebi eserleri yoktu, ya da kayıptı. Tolkien bu boşluğu doldurma güdüsüyle daha sonra “Büyük Silmarillion” olarak da adlandırabileceğimiz esere dönüşen Kayıp Öyküler’i yazmaya başladı. Tolkien ile ölümünden önce 1972 yılında tanışma fırsatı da bulan Tom Shippey, Yüzüklerin Efendisi filmlerinde de danışmanlık yaptı.

Biz de Sutu Boğda sitesindeki çalışmalarımız hakkında kendisi ile iletişime geçtik, ve bir ‘hoş geldiniz’ yazısı rica ettik. Bizi kırmayarak yazdığı yazıyı İngilizce ve Türkçe olarak yayınlarken, kendisine bir kez daha şükranlarımızı iletiyoruz.

Tom Shippey'den Mektup

Tom Shippey’den 16.Ekim.2014 tarihinde Sutu Boğda ekibine gelen mektubun Türkçe çevirisi:

19. Yüzyıl dil bilimcilerinden birisi de Tolkien’in de çok saygı duyduğu ve “Danimarkalı Grimm” olarak adlandırılan Nikolai F.S. Grundtvig’di. Tolkien de “İngiliz Grundtvig” olarak adlandırılabilir. Ancak bu üç alimin de bir tutkuyu paylaştıklarını söylemek daha doğru olacaktır: bu da sırasıyla “Kuzeyin Mitolojisi” (Nordens Mytologi), “Almanya için bir Mitoloji” (Deutsche Mythologie), ve “İngiltere için bir Mitoloji”dir (Tolkien bu sözü hiç kullanmamış olsa da).

Grundtvig’in en önemli fikirlerinden biri “yaşayan söz” idi. Bununla Grundtvig, bir çok görüşünün yanı sıra, bir kitabın hiç bir zaman atıl, edilgen, okunduktan sonra işi biten bir biçimde görülmemesi gerektiğini kastediyordu. Kitapların kendi kitlelerinde bir farklılık oluşturmak için dünya içinde iş görmeleri gerekliydi. Tolkien’in eseri, 20. Yüzyıl’da “yaşayan söz” fikrinin iş başında olduğu, belki de en güçlü örnekti, ve umut ediyoruz ki, 21. Yüzyıl’da da bu sürecek. Eserleri alaycı, kahramanlığın yadsındığı ve – cüret edilirse – modernizmin ve post-modernizmin olumsuz duruşu karşısında yalnızca güçlü bir karşı ağırlık değil, bunun yanında yüz milyonlarca okuyucu için güçlü bir teselli kaynağı, ve felsefi yansımalar için güçlü bir uyarıcı oldu. Daha da ötesi, etkisi taklit edenler, ve takip edenler aracılığıyla katlandı. Edebi kültürün akışını tamamen değiştirdi.

Tam bir yüzyıl önce, 1914’te, dört genç adam bir araya geldi ve kendilerinin, ülkeleri için görünüşte şiir yazarak yeni bir ışık yakmaya sevk edildikleri ümidini hissettiler. Bu okuldan yeni ayrılmış olan dört genç açısından hayret verici bir tutkuydu. Buna karşın, üç yıl içerisinde bu tutku, ikisinin ölümü ve birinin (Tolkien) hastaneye düşmesiyle sanki sonsuza dek harap olmuştu. Ve tüm yakın olasılıklara rağmen, içlerinden birinin alevlendirdiği ışığın tüm dünyaya ulaşmasıyla, tutkularından daha görkemli bir biçimde başarılı oldular. Tolkien’in tasarladığı mitoloji, “Büyük Silmarillion” olarak adlandırılabilir, asla tamamlanmasa da, kendisinin ve selefi olan Grundtvig’in isteyeceği şekilde görevini yapmaya devam etti. Tolkien’in “yaşayan söz” fikrini, Tolkien’in ve 1914 yılındaki arkadaşlarının asla hayal edemeyeceği bir biçimde sürdüren “Sutu Boğda” projesini memnuniyetle karşılıyorum. Bilge Legolas’ın, insanların başlattıkları şeyler hakkında söylediği gibi: “tohumları pek yabana gitmez … ve hiç umulmadık yerlerde ve zamanlarda yeşermek için tozun, küfün içinde gizlenirler.”

“Sutu Boğda” projesini duyduğumda çok memnun oldum, ve bir önsöz yazmam rica edildiğinde onur duydum. Önsözüm, sizin de göreceğiniz gibi, çoktan aramızdan ayrılmış yazarları ve artık kimsenin okumadığı kitapları anarak başladı – ve aslında bu neredeyse tüm yazarların ve kitapların kaderi. Bu kaderden kaçmak için gerekli olan, bu kitapların ve yazarların dünyaya ve nesillere ulaşmasıdır, aynı şu anda Tolkien’in yaptığı gibi. Tüm iyi dileklerimi ve tebriklerimi “Sutu Boğda” ekibine yolluyorum. İşlerinde muvaffak olsunlar. Ve artık dönüp Tolkien’e, ve Tolkien’in ötesine bakıyorum, ümit ediyorum ki, onun dilemiş olduğu gibi. Bir eski yazara ve hala güçlü bir fikre odaklanmak istiyorum.

Tom A. Shippey

Paylaşın.

Yazar Hakkında

Leave A Reply