Arda’nın Bozulması – Bölüm 1

0

Önceki yazılarda, Arda’nın yaratılışı ve bu yaratılışın ardından oluşan kozmolojik yapı hakkında bilgi vermeye çalıştım. Bu yapı özellikle J.R.R. Tolkien’in oğlu Christopher Tolkien tarafından yayına hazırlanan Silmarillion’da, Tolkien’in notlarından çıkartılan tutarlı bir içerik ile anlatılmıştı. Kısaca hatırlamak gerekirse, Arda’nın ilksel yapısı olan ve bize “düz dünya” tartışmalarını hatırlatan bir disk ya da bir tepsi biçimi, Númenor’un Batışı’nın ardından yerini yuvarlak dünya algılayışına bırakmıştı. Valinor artık özel şartlar sağlanmadan ulaşılabilir değildi. Elfler’in Orta Dünya’daki önemli iki yerleşimi olan Rivendell ve Lórien ise, dünyanın geri kalanı ile aralarına bir mesafe koymuştu ve Elfler Orta Dünya’dan Valinor’a doğru ayrılmaya başlamışlardı.

Tüm bu olaylar meydana gelmeden önce, yani Elfler ve İnsanlar henüz uyanmamışken, Valar’ın Arda’yı, Ulu Müzik’te yer alan hissiyat ve Görüntü’de algıladıkları güzellik doğrultusunda şekillendirmeleri ve Melkor’un bu emeklere karşı yaptığı bozucu hamleler uzun bir süreci tanımlamaktadır. Melkor’un bu bozucu etkisinin hissedilmeye başlaması ve Arda’nın bundan etkilenmesi, Efsane-i Tolkien’de (Tolkien’s Legendarium) Arda’nın Bozulması (Arda Marred) tanımı ile geçmektedir. Kısaca bu dönemlerden bahsetmek kozmolojiyi anlamak açısından faydalı olacaktır.

Arda Baharı ve Lamba Yılları

Hatırlanacağı gibi Valar Arda’ya geldiğinde, Arda yaşamın olmadığı bir hamur gibiydi. Valar Arda’nın simetrik tek bir kıta şeklinde olmasını tercih etti. Öncelikle bu kıtanın kuzeyinde ve güneyinde birer ışık kaynağı oluşturmaya karar verdiler. Aulë en kuzeyde Helcar ve en güneyde de Ringil isminde iki sütun yaptı. Bu sütunların üzerlerine de birer lamba koyuldu. Bu lambalar Varda tarafından ışıkla dolduruldu ve Manwë tarafından kutsandı.

Kuzeyde, Helcar sütununun üzerindeki lambaya Illuin adı verildi ve ışığının rengi gök mavisiydi. Güneyde, Ringil sütununun üzerindeki lambaya da Ormal adı verildi ve ışığının rengi yüksek altın olarak tanımlanan bir renkteydi.

Helcar sütunu üstünden Orta Dünya'yı aydınlatan Illuin

Helcar sütunu üstünden Orta Dünya’yı aydınlatan Illuin

Bu dönemde Valar, oluşturdukları simetrik kıtanın tam ortasında yer alan gölün yine tam ortasındaki Almaren adasında yerleşmişlerdi. Kuzeyden ve güneyden aydınlanan Arda’da hayat başlamış ve dünya bitkilerle dolmuştu. İki lambanın ışıklarının birbirine karıştığı Almaren ve büyük göl çevresinde ise bitki örtüsü daha da zengindi.

Melkor, Valar’ın Tulkas ve Nessa’nın evlilik töreninde oluşundan faydalanarak Arda’nın kuzeyinden dünyaya girerek kendi kalesini inşa etti ve onun etkisi ile bir çok bitki ve hayvan öldü. Ardından iki lambaya olan saldırısını gerçekleştirdi ve onları yıktı. Lambaların yıkılışının etkisi ile Valar’ın emekleri ile oluşturdukları düzen ortadan kalktı. Kıtalar bölündü, kuzeyde ve güneyde denizler oluştu. Artık Arda bozulmuştu ve Arda Baharı sona ermişti. Valar kendi yaptıklarını korumakla uğraşırken Melkor’a yeterince güçlü bir saldırıda bulunamadı ve Melkor kendi kalesi Utomno’ya çekildi.

Ağaç Yılları

Valar, lambaların yıkılması ve Arda’nın bozulmasının ardından Valinor’a yerleşti. Orta Dünya karanlıkta kalmıştı ve sadece yıldızlarla aydınlanmaktaydı. Bu dönem Melkor’un kendi gücünü ve kötü niyetlerini Orta Dünya’ya yaymaya başladığı bir dönemdi. Bu karanlık döneme Yavanna’nın Uykusu adı verilmişti.

Yavanna bu dönemde Valinor’da Telperion ve Laurelin adındaki ağaçları oluşturdu. Telperion bu ağaçlardan yaşlı olanıydı ve ışığının rengi gümüşi bir renkti. Ak Ağaç olarak da adlandırılmıştı. Laurelin’in ışığı ise altın rengiydi ve bu nedenle Altın Ağaç olarak da adlandırılırdı. Ezellohar isimli tepede konumlanan bu ağaçlar ile Valinor aydınlığa kavuşmuştu.

Bu dönemde Ilúvatar’ın Çocukları’ndan Elfler’in uyandığını anlayan Valar, Melkor’a karşı bir saldırıda bulunarak onu ele geçirdiler ve beraberlerinde Valinor’a getirdiler. Bu savaşın ardından Elfler’in büyük bir kolu da Valinor’a gelmişti. Melkor, kötülüğü anlayamayan Valar’a karşı uslanmış görünerek edindiği görece serbestlikle Elfler’in arasında nifak oluşturmayı başardı. Ardından yakaladığı bir boş zamanda hem iki ağacı zehirledi hem de Simariller’i çaldı.

Uzun Gece ya da Valinor’un Kararışı olarak adlandırılan bu dönem, geleceğe de taşınacak pek çok sorunun da başlangıcını oluşturdu.

Güneş ve Ay

Ağaçlar, Melkor tarafından zehirlenip ölmeden hemen önce, Valar, ağaçların son parçalarını korumayı başardı. Telperion’un gümüşi ışıklı bir çiçeği ile Laurelin’in altın alevli bir meyvesi Nienna’nın ve Yavanna’nın kudreti ile korundu. Telperion’un çiçeği ile Laurelin’in meyvesi birer gemiye koyularak göğe salındı. Bir Maia olan Tilion artık Ay olacak Telperion çiçeğini taşıyan gemiyi yönetmekteydi. Benzer bir şekilde artık Güneş olacak Laurelin’in meyvesi ise bir başka Maia olan Arien tarafından yönetilen bir gemiye yüklendi.

Önce Ay doğdu; bu İlk Çağ’In başlangıcı olarak sayıldı. Yedi ay gününün ardından Güneş de doğmaya başladı. Her ikisi de ilk önce Batı’dan, Valinor’un üzerinden doğdu. Böylelikle ilk gün doğumu da Batı’dan gerçekleşti. Fakat Varda başta olmak üzere Valar’ın isteği ile hem Güneş hem Ay doğudan doğup, batıdan batmaya başladı ve bize daha yakın gelen düzen oluştu.

Elfler Güneş’in doğuşunu İnsanlar’ın uyanışının bir işareti olarak gördüler. Başta Orklar olmak üzere, Melkor’un pek çok yaratığı da Güneş’ten nefret etti.

Arda’nın Bozulması kavramının fiziksel yanında fark edileceği gibi Melkor’un içinde ışığa ve aydınlığa karşı olan karşıtlık önemli bir rol oynamaktadır. Bu bozulmanın genel yapısını ve Bozulmamış Arda kavramını gelecek yazıda inceleyeceğim.

Paylaşın.

Yazar Hakkında

Leave A Reply