Müzik Savaşları – Bölüm 2 / Müziğin Metafizik Cephesi

0

Şiir herşeyden evvel ritim sanatıdır. O halde güfteden çok bir çeşit beste olarak kabul edilmek lazımdır. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzume sadece güftedir ki biz onu nesir sahasına atıyoruz. Mısra mısra beste olan bir manzume asıl şiirdir.

Yahya Kemal Beyatlı

Tolkien’in yazmış olduğu bazı şiirlerini okurken, sanki insan arka fonda bir melodi duyar gibi oluyor. Aslında insanda güzel hisler uyandıran, duygularını tetikleyen birçok şiirde bu melodiler duyulabiliyor. Rahmetli Yahya Kemal Beyatlı’nın şiir ile ilgili bu güzel sözü tam da bu konuyu izah eden bir nitelikte.

Ritim, Müzik Kılavuzu adlı eserde aynen şu şekilde tanımlanıyor:

Zaman içinde varolan müziğin, gene zaman içinde belirtilmesidir. Ritim, müziğin üç ana öğesinden birisidir. Öbür ikisi, melodi ve armonidir (akorların kuruluşu). Melodisiz ve armonisiz müzik olabilir ama ritimsiz müzik düşünülemez.

Bu tanım açısından incelediğimizde Tolkien’in şiirlerinde de böyle ritim örneklerini görebilmekteyiz.

NAMÁRIË

Ai! laurië lantar lassi súrinen,

Ah! like gold fall the leaves in the wind,

 yéni únótimë ve rámar aldaron!
long years numberless as the wings of trees!

Yéni ve lintë yuldar avánier
The long years have passed like swift draughts

mi oromardi lissë-miruvóreva
of the sweet mead in lofty halls

Andúnë pella, Vardo tellumar
beyond the West, beneath the blue vaults of Varda

nu luini yassen tintilar i eleni
wherein the stars tremble

ómaryo airetári-lírinen.
in the voice of her song, holy and queenly.

Sí man i yulma nin enquantuva?
Who now shall refill the cup for me?

An sí Tintallë Varda Oiolossëo
For now the Kindler, Varda, the Queen of the stars,

ve fanyar máryat Elentári ortanë
from Mount Everwhite has uplifted her hands like clouds

ar ilyë tier undulávë lumbulë
and all paths are drowned deep in shadow;

ar sindanóriello caita mornië
and out of a grey country darkness lies

i falmalinnar imbë met,
on the foaming waves between us,

ar hísië untúpa Calaciryo míri oialë.
and mist covers the jewels of Calacirya for ever.

Sí vanwa ná, Rómello vanwa, Valimar!
Now lost, lost to those of the East is Valimar!

Namárië! Nai hiruvalyë Valimar!
Farewell! Maybe thou shalt find Valimar!

Nai elyë hiruva! Namárië!
Maybe even thou shalt find it! Farewell!

Kısmet olursa ilerleyen bölüm/bölümlerde belki Tolkien’in bazı şiirleri üzerinden bu ritimler ışığında somut örnek olması açısından kısa kısa da olsa melodi/ezgi (müziğin somutlaştırılmış ortak dili, yani ritim öğesinden yararlanarak bir biçim için art arda dizilmiş notalar) çalışmaları paylaşmaya gayret edeceğim.

Musikinin İyileştiren Gücü

Müzik/Musiki kelimesinin etimolojik kökenine baktığımızda Antik Yunancada, o dilin alfabesine göre m-o-u-s-a harfleriyle yazılan ve mûsa diye okunan ‘peri’ anlamında bir kelime vardır. Yunancanın kurallarına göre, bir kelimenin sonuna gelen –ike veya –ika takısı, o kelimeye ‘konuşulan dil’ anlamını kazandırır: elenika (Yunanca), turkika (Türkçe), italika (İtalyanca) örneklerinde olduğu gibi. Mûsa’ya eklenen –ike takısı, peri kelimesine de ‘perilerin konuştuğu dil’ anlamını verir (Yunancası da mûsike). Musiki ve şiire daha sonraları –İslami terimle- ‘meleklerin dili’ denmiş olmasından da anlaşılacağı gibi, müzik kelimesinin kökündeki bu ‘perice’ anlamı tanım olarak en manalısıdır.

Cinuçen Tanrıkorur / Türk Müzik Kimliği

Bu konu musikinin metafizik cephesini ortaya koymaktadır. Zira müzik konusunu ister Tolkien’in eserlerindeki ezoterik dünya açısından ele alalım ister yaşadığımız zaman ve mekân olarak inceleyelim, incelediğimiz her iki durumda da ortak bir dil olarak musikinin sırlı ses ve matematik kodlarına merak sarmamak mümkün değildir.

Müziğin insanın ruh dünyasına, karakterine, bedenine birçok etkileri olmaktadır. Zira iyi ve kötü müziğin ötesinde, müziğin şifa veren yönünün de olduğunu, bununla alakalı bilimsel çalışmaların kadim Türk tarihinden bu yana yapıldığını biliyoruz. Ama iyileştirme, hastalıklara şifa olmasının ötesinde daha da önemli bir yönü var ki, ‘‘iyi düşünen’’, ‘‘iyi şeyleri tercih eden’’ yani ‘‘iyi insan olabilmeyi de sağlayan’’ bir gücü ve etki alanı olduğunu görüyoruz. Bu hususun evrendeki düalite ile alakalı oluşu, yani her şeyin zıtlıkları ile mevcut olması ve musikinin insanın duygularını etkilemesi, tetiklemesi ve insanları bu zıtlıklara rağmen ortak duygularda bir araya getirebilecek güce sahip tatlı bir dil olarak kullanılmasıdır.

Bu dil onu kullanan her toplumun kültürel kodlarını ve psikolojik özelliklerini sözlü yahut sözsüz barındırmaktadır. Mesela bir Allah dostunun belirttiği gibi dünyanın sesinin ‘Fa’ notası olması ve Türklerin musikideki makamının (notaların gelişigüzel değil, belli bir seyir, -gezme, gezinme, yolculuk- kurallarına göre kullanılması) ‘Rast Makamı’ olduğu ile ilgili eşsiz bilginin, rahmetli Türk Musiki Sanatçısı Cinuçen Tanrıkorur’un yol notlarında yazan şu bilgi ile çakışması: ’’Musikinin metafizik dünyası ile derin bir şekilde ilgilenen felsefeci Aristoksenos’un üzerinde çalıştığı tabii dizi aralıklarının, Türk Musikisi’nde kullanılan -Rast Makamı- dizisinin aralıklarıyla tıpatıp uyuşudur,’’ insanın  bu konu ile alakalı heyecan ve merak duygusunu artırmaktadır.

Yıkık, Dökük Anılar Arasındaki Ses ve Frekans Kirliliği

Duyduğumuz birçok güzel ses insanın bedenindeki manyetik alanlarını olumlu yönde etkiler ve bu bir bakıma gelen sesin frekans değerleri ve akortlu oluşuyla da alakalıdır. Misal olarak suya karşı güzel konuşma, kötü konuşma, yahut özellikle en hassas çiçeklerden olduğu bilinen menekşeye karşı yine belirttiğimiz şekilde farklı tonlar ve duygularla konuşmaların etkileri, yani ses titreşimleri ile iletişime geçilmesi, bu canlılar üzerinde de bilimsel olarak çok çeşitli sonuçların meydana geldiğini göstermektedir.

Aynı şekilde manyetik alanları itibari ile akordu bozulmuş bir insanı, düşündüğümüzde basit bir kısım nefes ve ses teknikleri ile kendi ses frekanslarını kullanıp, ya da bir müzik enstrümanı yardımı ile rezonans yapıp belirli makamlarla, bir seyir ile bedenindeki manyetik alanları akort edebilmektedirler.

Evet insanlar hem kendi seslerini kullanarak hem de müzik enstrümanları ile rezonans yaparak günümüze kadar çeşitli yöntemlerle bunu yapmışlardır/yapmaktadırlar.

Zira insan da gün içerisinde birbirinden farklı birçok kakofoni seslere maruz kalır. Mesela: İnşaat ve iş makinelerinin eski yaşama ait ne kadar anı varsa kırıp dökerken çıkardığı sesleri, ağaçların otomatik testere ile manzara kapattığı için kesilirkenki çıkardığı travmatik sesleri, trafikteki belli belirsiz, adı araç olan hantal makine yığınlarının motor ve korna gürültülerini, bir manada yaşadığımız şehrin doğal olmayan bozulan seslerini, adeta bir yok oluşun adımları gibi duyar ve yaşar insan, sonra, Bilbo Baggins’in Gandalf’a dediği gibi “Yahu, kendimi incelmiş hissediyorum, bir yerde gerilmiş gibi bilmem anlıyor musun: Aynen büyük bir parça ekmeğe sürülmüş az bir miktarda tereyağı gibi. Böyle bir şey doğru olamaz. Bir değişikliğe veya, ne bileyim, bir şeylere ihtiyacım var,” diyesi gelir ve uzun bir yolculuğa çıkmak ister. Duyarlı insan o bozuk ve yapay seslerin içinde adeta erimektedir. Oysa her kadim şehrin bir mimarisi, şiiri ve kendisini hatırlatan bir müziği, ses ahengi vardır. Bu müzik ve ses  ahengi bozulduğunda insanın ve çevresindeki tüm canlıların aurası kötüleşir ve karanlığa yol alır. Bütün bu psikolojik ve bedensel sorunlar da domino etkisiyle tüm şehre ve insanlara yayılarak o şehrin ve insanının akordunu bozar.

Bir toplumun müziği bozulmuşsa, o toplumda pek çok şeyinde bozulmuş olduğuna hükmetmek gerekir.

Konfüçyüs

Kadim Türk tarihinden bu yana ‘Perilerin Konuştuğu Dil/Meleklerin Dili’ olarak adlandırılan musikinin metafizik karakterinin nasıl ve hangi yöntemlerle geri plana atıldığını ve unutturulmak istendiğini, musikinin bu tılsımlı nota aralıklarını, ritim tekniklerini ve koma (kırıntı) seslerini dinledikçe ve kullandıkça daha iyi anlıyoruz. Ama bu konunun bir müzik savaşına dönüştürülüp, sosyo-kültürel bir kısım olaylarla dinleyecekleri müzik tarzına kadar ne olacağı ile ilgili karanlık bir el tarafından programlanmış bir sistem ile 7’den 70’e tüm insanlara adeta bir sihir yapılmaktadır.

TARKAN DEMİR

Paylaşın.

Yazar Hakkında

Leave A Reply