Lembas Kırıntısı – Bölüm 1

1

1) Sutu Boğda sitesinin bir bakış tarzı, bir felsefesi var. Biz maneviyata inanan bir arkadaşlar topluluğuyuz. Metafizik konulara hepimizin bir şekilde aşinalığı var. Bu toprakların; yani Türkiye’nin evladıyız. Dolayısı ile hamurumuzda Mevlâna’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş-ı Veli’nin, Hacı Bayram-ı Veli’nin ve elbette Pir-i Türkistan Hâce Ahmed Yesevi Hazretleri’nin nefesleri var. Ve elbette daha sayamadığımız birçok Allah dostunun… Onlar, Yalçın Koç’un meşhur tabiri ile “Anadolu’yu Mayalayanlar”. Yaşantımızla her ne kadar onların yürüdüğü izleri takip konusunda bir acziyet içinde de olsak veya hayatlarımızın bir döneminde onlara uzak ve hatta belki de zıt bir duruş içinde bulunmuş da olsak; dedim ya hamurumuzda var onların nefesleri. Belki daha birçok güzel insanın hamurundaki bu nefeslerin inkişaf etmesi, ortaya çıkması, bir manevi cemreye vabeste. Bu manevi cemreye zemin hazırlamak bu sitenin vesile olmak hevesinde olduğu bir ülkü. Bu nefesin zuhuruna, bir “İngiliz yazar” olan J.R.R. Tolkien nasıl vesile olacak; bu zaten beraber çıktığımız bu maceranın önemli sürprizlerden biri. Az daha sabır lütfen.

2) Sutu Boğda sitesi bu Allah dostlarının, erenlerin insanlığın var olduğu tarihin her döneminde mevcut olduklarına ve onların yeryüzünden çekilmelerinin de, dünyanın kıyametinin kopmasının en önemli habercilerinden biri olduğuna inanıyor.

Efendimiz (sav)’in bir hadisi konuya ışık tutar mahiyette. Efendimiz (sav) buyuruyor:

‘100 sene boyunca Allah’a ibadet eden kimse kalmadıkça kıyamet kopmaz.’

Bu 100 sene zarfında Allah’a ibadet eden olmadığı düşünülürse kainatın nasıl hayvanî bir surete bürüneceği ve hayat sahibi varlıkların konumu belli oluyor. Buradaki 100 sene mecazî de olabilir. Yaratılmışlık âleminin son nefesini bu sıfatta vereceği açık. (Allahu alem)

(Melekler Ağlarken / s.435)

Oktan Keleş’in kitabından yapmış olduğumuz bu alıntıda geçen “ibadet edenler”, bir mânâda, Allah dostlarıdır, erenlerdir. Zira mecazî ibadet ile hakiki ibadet farklıdır ve hakiki ibadeti ifa edenler bu kıymetli zevattır.

3) Bunları anlatmamın çok önemli bir sebebi var. Türkiye’de Tolkien sever birçok kişi ve birçok internet sitesi var. Tolkien fanları açısından hiç önemsenmeyecek bir durumdayız ülke olarak. Sutu Boğda klasik bir “Tolkien fan” sitesi değil. Amaç olarak da, metod olarak da…

Şimdi gelelim önemli meseleye. Bizim metodumuzda farklılık arzeden bir durum var.

Tasavvuf ile iştigal edenlerin yabancı olmadığı bir bilgi türü ve metodu var: Keşfî bilgi. Akraba ıstılahlar olarak “mükaşefe” ve “müşahede”den de bahsedebiliriz. Batı’da bu terimleri tam olarak karşılayamasa da, benzerleri olarak “sezgi”, “metafizik tecrübe”, “vizyon” gibi tabirlerden ve bunlarla alakalı bazı önemli figürler olarak da William James’den, Carl Gustav Jung’dan, Henri Bergson’dan.. ve elbette -gerek bilim adamı ve gerekse mistik- daha birçoklarından bahsedilebilir. Biz sahih keşfî bilgiyi önemsiyor ve bu konuda, bu bilgi metoduna sahip Arif kişilerin bilgi hazinesinden istifade ve istifaze etmeye çalışıyoruz. Daha önce de belirtmiştik: Bizi bu konuda araştırmaya sevk eden ve sitenin de ismini koyma lütfunda bulunan kişiler bu keşif ve velayet sahibi Arif zatlardır.

Dolayısı ile hiçbir yerde kolay kolay bulunamayacak ve birçok insanın da inanmakta zorluk çekeceği, bir kısmının gülüp geçeceği, belki bir kısmının pejoratif bir ilgi ile okuyup geçeceği bilgi, tahlil ve tespitleri bu sitede bulacaksınız. Bazılarımız için şok edici bilgi ve belgeler de olacak. Tekrar ediyorum; bilgi kaynaklarımızdan biri “keşfî bilgi” ve bu nadir bilgi türüne sahip Arif zatlardır. Yani her dönemde aramızda bulunmakla bizim; yani insanlığın sigortaları olan Allah dostları. Hakikat ve marifet sultanları.

Ahmed ibni Mübarek’in, irticalen ifade etmiş olduğu sözlerini bizzat kağıda aktarmış olduğu ümmi veli Abdülaziz ed Debbağ Hazretlerini ve onun “Kitabül İbriz” isimli eserini misal olarak verebiliriz. İslam tarihi bu “irfan ekolü”nün meyveleri açısından oldukça zengindir. Binlerce kitap sayılabilir bu mânâda. İmam-ı Kuşeyrî bilgi ile alakalı 3 ekol ve meşrepten bahseder. Bunlar “beyan”, “burhan” ve “irfan”dır.

Bu topraklar irfanî bilgiye hiç yabancı değildir anlayacağınız. Hatta irfan ekolü açısından daha velud (doğurgan) bir başka toprak parçası gösterilemez desek sezadır. Yeni olan, bu metodu, modern ve batılı bir edebi esere; geleneğin hakim olduğu dönemlerde esamesi bile okunmayan bir edebi tür olarak “Fantastik edebiyat”ın en önemli eseri ve yazarı hakkında istimal etmektir. (Masalların, mit ve destanların modern fantastik edebiyat kategorisinde olduğunu düşünmüyorum.)

4) Bu bölüme “Lembas kırıntısı” ismini vermemim iki sebebi var:

a) Şu an metafizik alem (kelime yetersizliğinden dolayı metafizik dedim. Yoksa bir başka bakış açısı ile aynı alemi paylaştığımızı söyleyebiliriz) ile daha çok irtibatlı olan ve gerçekten yaşamış ve yaşıyor oldukları unutturulan yaratılışta kardeşimiz “Elfler”e ait mübarek bir ekmeğin adıdır lembas. Yüzüklerin Efendisi filminde de birkaç yerde görmüşsünüzdür. Elfler aslında kimlerdir, mahiyetleri nasıldır ileride çokça bahsedeceğiz inşallah.

Lembas ekmeğine hayranlığını gizleyemeyen elf, Legolas

Lembas ekmeğine hayranlığını gizleyemeyen elf, Legolas

Ekmek kırıntısı biz Türklerde kutsaldır. Görünüşte kıymetsiz ama berekete vesile; tam tersi küçümsenip ayakaltına alındığında ise bereketsizlik davetiyesi mübarek ekmeğimizin parçacıklarıdır. Hatta halk arasında ekmek kırıntılarının israf edilmeyip, toplanıp yenilmesi cennette farklı bir mükafata vesile olarak addedilir.

b) J.R.R. Tolkien’in kitapları; özellikle Yüzüklerin Efendisi (Lord of the Rings) ve özellikle de Peter Jackson’un yönetmenliğini yaptığı bu kitabın filmleri, bazı seyredenlerin üzerinde çok farklı tesirler icra etti. Star Wars yada benzeri bilim kurgu ve fantastik filmlerden farklı bir tesirdi bu. Tabii tüm tesirleri aynı kategori içinde değerlendirmiyorum. Ben, özel” bir tesirden bahsediyorum. İnsan ruhu üzerindeki “besleyici” bir tesirden… Sebebi tam olarak teşhis edilemeyen ve kelimelere dökülemeyen… Kimi insanları intihar düşüncesinden vazgeçiren, kimilerine tabiatı hatırlatan ve sevdiren, kimini daha müteal arayışlara sevk eden bir tesir. Hatta Ronnie Lee Gardner isimli mahkum idam edilmeden önce son bir istek olarak Yüzüklerin Efendisi üçlemesini seyretmek istemişti.

Bu misali pek isabetli saymasak da, kitabın ve filmlerin olumlu bu farklı tesiri malum ve meşhurdur. Zannediyorum tekrar ber tekrar en çok seyredilen filmlerin başında Yüzüklerin Efendisi geliyordur.

Lembas ekmeği ile hem bedenlerinin gücü de hem de moralleri yerine gelen Frodo ve Sam

Lembas ekmeği ile hem bedenlerinin gücü de hem de moralleri yerine gelen Frodo ve Sam

Bu enteresan tesir hakkında bir kitap yazıldı. “Lembas for the Soul”. “Ruh için lembas” demek. Catherine Mallard tarafından yazılan bu kitapta, Tolkien kitaplarını okuyanların ve film uyarlamalarını seyredenlerin intibalarına yer verilmiş.

Söyleyişiler, mektuplar ve hatıralar… Hayata tekrar geri dönenlerden, yitirdiği yaşam enerjisini ve ümidini tekrar elde edenlere kadar birçok tecrübe kitapta yer alıyor. Bu tarz güzelliklere ben de şahit olduğum için bu kitabın ismi bana çok tatlı geliyordu. Hatta arkadaşlarımız arasında da bir ıstılah haline geldi. “Lembas for the soul konsepti” olarak…

Bu yüzden bu bölüme, bu kitaptan da etkilenerek bu adı vermeyi uygun buldum. Dağınık halde olan ve bir makale haline getirmediğim birçok bilgi kırıntısını bu bölümde paylaşmak niyetindeyim.

5) İşte bir lembas kırıntısı:

2009 yılının eylül ayının ilk günlerinde, ilhama mazhariyeti neredeyse ismi olacak kadar onunla bütünleşmiş bir kutlu -mealen- şunu ifade etmişti. İsterseniz bu Arif’e bundan sonra İlhami Efendi diyelim:

Gandalf, Hz. Hızır’ın (as) 8000 sene önceki adıdır.
.

Matthew Steward'ın fırçasından Gri Gandalf

Paylaşın.

Yazar Hakkında

1 Yorum

Leave A Reply